Kapsamlı Borç Yönetimi Stratejileri

Kapsamlı Borç Yönetimi Stratejileri

Kapsamlı Borç Yönetimi Stratejileri: Optimum Kredi Kullanımı ve Öz Sermayeyi Korumada Nüanslı Yaklaşımlar

Deneyimli Kurumsal Finans Analisti tarafından hazırlanan bu rapor, banka kredisi kullanımının yüzeysel koşullarının ötesine geçerek, finansal kaldıraçın stratejik bir araç olarak nasıl kullanılacağını ve işletmelerin hayati öneme sahip öz sermayesini güvence altına alacak limitlerin nasıl belirleneceğini detaylı bir şekilde analiz etmektedir. Bu analiz, hem bireysel tüketici kredisi regülasyonlarını (BDDK) hem de gelişmiş kurumsal finans ve sermaye piyasası prensiplerini (SPK, Sermaye Yapısı Teorileri) entegre etmektedir.

I. Yönetici Özeti ve Finansal Kaldıraçın Stratejik Önemi

A. Borçlanmanın Amacı: Değer Yaratma ve Sermaye Verimliliği

Kredi kullanımı, sadece bir fon kaynağı sağlamaktan ibaret değildir; işletmeler ve stratejik düşünen yatırımcılar için öz kaynak karlılığını (Return on Equity – ROE) artırmak ve operasyonel büyüme hızını maksimize etmek amacıyla kullanılan güçlü bir finansal kaldıraç aracıdır. Borcun stratejik olarak kullanılabilmesi, yani kaldıraç etkisinden pozitif sonuç alınabilmesi, ancak borçlanma yoluyla finanse edilen varlıkların yarattığı getirinin (ROA), bu borçlanmanın maliyetini (Cost of Debt) net bir şekilde aşması durumunda mümkündür.

Bu ön koşulun sağlanamaması durumunda, kaldıraç etkisi tersine işler. Finansal kaldıraç, potansiyel kârı artırabildiği gibi, zararı da katlayarak hızlandırır. Borçlanma maliyeti yüksek ve varlık getirisi düşük kaldığında, işletme faiz yükünü karşılayamaz hale gelir; bu durum doğrudan öz sermayenin erozyonuna ve işletmenin mali yapısının zayıflamasına yol açar. Bu nedenle, borçlanma kararı, faiz oranlarından önce yatırımın beklenen net katma değerine dayanmalıdır.

B. Öz Sermaye Koruma İlkesi: Kaldıraçın Çift Taraflı Kılıcı

Finansal kaldıraç, sermaye verimliliğini potansiyel olarak artırsa da, yanlış veya aşırı kullanımı yüksek mali riskler taşır. Tarihsel veriler, özellikle bankacılık ve borsa sektörlerinde aşırı kaldıraç kullanımının 2008 Küresel Finansal Krizi gibi büyük sistemik krizlerin tetikleyicisi olduğunu göstermektedir. Bu durum, kaldıraç yönetiminin sadece kâr maksimizasyonu değil, aynı zamanda hayati bir risk yönetimi unsuru olduğunu vurgular.

Aşırı borç kullanımının artan finansal riskin yanı sıra, dikkate alınması gereken bir diğer husus da şirket üzerindeki olası kontrol kaybıdır. Dış finansman kaynaklarına (kredi verenlere) aşırı bağımlılık, alacaklıların zamanla yönetim kararları üzerinde dolaylı veya dolaysız baskı kurma potansiyelini beraberinde getirebilir. Öz sermayeyi koruma ilkesi, bu finansal riskleri ve potansiyel kontrol kaybını önlemek için borçlanma limitlerinin dikkatle belirlenmesini gerektirir.

II. Bireysel Kredi Kullanımının Temelleri ve Yasal Çerçeve (Tüketici Risk Profili)

A. Kredi Başvuru ve Onay Süreçlerinde Hız ve Gereklilikler

Kredi başvuru ve onay süreçleri, talep edilen kredi türüne ve başvuru kanalına göre önemli farklılıklar gösterir. Bankalar, risk analizini hızlı ve doğru yapmak için belirli belgelerin tam ve eksiksiz sunulmasını zorunlu kılar.

#### 1. Başvuru Hızı ve Kredi Türünün Etkisi

İnternet veya mobil kanallar üzerinden yapılan bireysel ihtiyaç kredisi başvuruları, genellikle çok daha hızlı bir şekilde sonuçlanmaktadır. Ancak, konut kredisi gibi teminat gerektiren, ipotekli ürünlerde süreç uzar. Örneğin, konut kredisi başvurularının olumlu değerlendirilmesini takiben, mevzuat gereği ekspertiz süreci başlatılır. Satın alınacak konutun kredilendirilmesinde bir engel olmadığı takdirde, bu tür başvurular genellikle 7 ila 10 gün arasında neticelenmektedir.

#### 2. Zorunlu Belgeler ve Ekspertiz Maliyetleri

Bankaların risk analizini tamamlaması için özel sektör çalışanları için nüfus cüzdanı, maaş bordrosu, SGK hizmet dökümü ve ikametgâh belgesi gibi evraklar talep edilir. Kamu çalışanları ve emekliler için de benzer şekilde maaş dökümü ve kimlik bilgileri kritik öneme sahiptir. Eksik ya da hatalı bilgi sunulması, değerlendirme sürecini önemli ölçüde yavaşlatabilir.

Özellikle konut kredisi kullanıcıları için, krediye konu gayrimenkule ilişkin ekspertiz yaptırılması, ilgili mevzuat uyarınca zorunludur. Bu ekspertiz hizmeti nedeniyle tüketiciden değerleme şirketine ödenen ücret dışında, banka tarafından ilave bir ücret talep edilmez; ancak ekspertiz ücreti doğrudan tüketici tarafından karşılanması gereken bir başlangıç maliyetidir (Sunk Cost).

B. Bireysel Kredi Risk Yönetimi ve Yasal Borç Sınırı

Bireysel finansal sağlığın korunmasında en önemli yasal kriter, bankaların uyguladığı taksit sınırlamasıdır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kriterlerine göre, aylık taksit ödemeleri, belgelendirilebilir gelirin %50’sini aşmamalıdır. Örneğin, 20.000 TL aylık maaş alan bir bireyin toplam taksit yükü (tüm bankalardaki borçları dahil) yasal olarak 10.000 TL’yi geçemez.

Bu %50’lik sınır, bankanın hukuken uygulayabileceği maksimum kredi kullandırma limitini ifade eder. Ancak bireysel öz sermayenin (birikimler ve finansal güvenlik ağı) korunması açısından, bu üst sınırın altında kalınması ihtiyatlı bir yaklaşımdır. Finansal şoklara, enflasyonist baskılara veya beklenmedik giderlere karşı tampon oluşturmak amacıyla, toplam taksit yükünün net harcanabilir gelirin %25 ila %30 bandında tutulması tavsiye edilen prudent bir yönetim stratejisidir.

İşletme sahipleri veya dönemsel gelire sahip bireyler, nakit akışlarının yapısına uygun olarak esnek geri ödeme modellerini de kullanabilirler. Örneğin, Yapı Kredi gibi kurumlar, taksitlerin 3 ayda bir yapıldığı ödeme yöntemleri sunabilmektedir. Bu esneklik, dönemsel likidite sıkışıklıklarını yönetmek için kritik olabilir.

C. Tüketici Kredilerinde Vade Sınırlamaları ve Etkileri

BDDK, tüketici kredilerinde aşırı borçlanmayı ve risk yayılımını sınırlamak amacıyla vade sınırları getirmiştir. Bu makro ihtiyati önlemler, kredi tutarına göre yasal olarak sınırlandırılmıştır.

BDDK tarafından belirlenen azami vade limitleri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Tablo 1: BDDK Tüketici Kredisi Azami Vade Limitleri (14 Şubat 2025 Mevzuatı)

Kredi Tutarı: 125.000 TL ve altı

  • Maksimum Vade: 36 ay

  • Finansal Etki: Taksit yükü makul seviyede, ödeme esnekliği yüksek

Kredi Tutarı: 125.000 TL – 250.000 TL arası

  • Maksimum Vade: 24 ay

  • Finansal Etki: Aylık taksitler yükselir, ödeme hızı artar

Kredi Tutarı: 250.000 TL üzeri

  • Maksimum Vade: 12 ay

  • Finansal Etki: Yüksek gelir gerektirir, %50 taksit sınır riski yüksek

Yüksek tutarlı tüketici kredilerinde vadenin 12 aya indirilmesi, bu tür borçlanmayı yalnızca çok yüksek gelirli bireylerin veya ciddi finansal disipline sahip olanların kullanabileceği bir araç haline getirir. Bu kısıtlama, BDDK’nın yüksek meblağlı borçlanmayı hızla ekonomiye geri döndürme ve finansal sistemdeki risk birikimini sınırlama yönündeki politik hedefini açıkça göstermektedir. Borçlanma ihtiyacı olan bireyin bu kısa vadelere uyum sağlamak için %50’lik yasal taksit sınırını aşan bir ödeme gücüne sahip olması gerekmektedir.

III. Makroekonomik Koşullar Altında Borçlanma Stratejisi

A. Enflasyon ve Negatif Reel Faiz Ortamında Stratejik Borçlanma

Parasal politikaların reel faizi negatif bölgede tuttuğu bir ortamda kredi kullanmak, stratejik bir avantaj sağlayabilir. Negatif reel faiz, borcun geri ödemesi sırasında nominal faiz ödense bile, paranın değer kaybı nedeniyle reel olarak sermaye kazancı elde edilmesi anlamına gelir (finansal rant). Bu durum, krediye ulaşabilme ve kredibilitesi yüksek olan kişilere ve işletmelere ekstra para kullanma ve piyasada avantaj elde etme imkanı sunar.

Ancak bu ortamın büyük riskleri de bulunmaktadır. Negatif reel faiz, ekonomik yapıya zarar vererek israfı, lüks tüketimi ve gereksiz harcamaları artırabilir, bu da varlık balonlarına ve gelir dağılımında bozukluğa yol açabilir. Stratejik bir işletme veya yatırımcı, bu negatif reel faiz avantajını tüketim harcamalarına yönlendirmek yerine, katma değer yaratmaya, verimliliği artırmaya odaklanmalıdır. Bu yaklaşım, sadece borçlanmanın reel maliyetini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda işletmenin öz sermayesinin reel değerini enflasyona karşı korur. Faiz oranının reel olarak düşük olması ne kadar sorunluysa, reel olarak yüksek olması da o kadar sorunludur; optimal şart, düşük enflasyon koşulları ve bu enflasyonun biraz üzerinde bir reel faiz oranının varlığıdır.

B. KOBİ Tanımının Stratejik Önemi

İşletmeler için borçlanma maliyetini düşürmek, öz sermaye korunmasında hayati bir rol oynar, zira borçlanma maliyetinin düşmesi , finansal kaldıraç kullanımını daha kârlı ve daha güvenli hale getirir. Bu bağlamda, kamu desteklerine erişim kapasitesinin genişlemesi büyük önem taşır.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) tanımının güncellenerek yıllık net satış hasılatı veya mali bilanço üst sınırının 500 milyon TL’den 1 Milyar TL’ye yükseltilmesi, stratejik bir gelişmedir. Bu güncelleme sayesinde, daha yüksek ciroya ve bilanço değerine sahip işletmeler de KOBİ tanımı içerisine alınmış ve KOSGEB gibi kurumların sağladığı kamu desteklerinin kapsamı genişlemiştir. Kamu destekleri, genellikle piyasa faiz oranlarının altında veya sübvansiyonlu krediler şeklinde sunulduğu için, işletmenin genel ortalama borçlanma maliyetini (Cost of Debt) düşürür. Bu durum, öz sermaye karlılığını artırma potansiyelini yükselterek, öz sermayenin korunmasına dolaylı yoldan katkı sağlar.

IV. Öz Sermayeyi Korumaya Yönelik Finansal Kaldıraç Yönetimi (Kurumsal Analiz)

A. Sermaye Yapısı Kararlarını Etkileyen Dört Kritik Değişken

Kurumsal finansmanda borçlanma kararı, işletmenin sermaye yapısının optimizasyonu anlamına gelir. Mükemmel bir sermaye yapısı, borç ve öz kaynak arasındaki ilişkiyi kusursuz bir şekilde kurarak işletmenin borç alabilme potansiyeli hakkında net bir fikir verir.

Borç/Öz kaynak oranını (kaldıraç) etkileyen bağımsız değişkenler üzerinde yapılan bir analitik hiyerarşi süreci çalışması, borçlanma kararını etkileyen en önemli dört değişkeni sırasıyla tespit etmiştir: Kârlılık, Büyüme Olanakları, Likidite ve Borçlanma Maliyeti. Bu sıralama, borçlanma kararının salt faiz oranına (Borçlanma Maliyeti) indirgenemeyeceğini, aksine işletmenin borcu absorbe etme kapasitesinin (Kârlılık ve Likidite) ve pazar potansiyelinin (Büyüme Olanakları) birincil belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Kârlılık, finansal risklere karşı öz sermayenin temel tamponunu oluşturur.

B. Kritik Finansal Oranların Analizi: Likidite Yönetimi

Öz sermayenin korunması, operasyonel olarak işletmenin kısa vadeli yükümlülüklerini nakit veya nakde çevrilebilir varlıklarla rahatça karşılayabilmesi anlamına gelir. Likidite oranları, bu kabiliyeti ölçmek için kritik araçlardır.

#### 1. Cari Oran (Current Ratio)

Cari Oran, işletmenin kısa vadeli yükümlülüklerini karşılayabilecek dönen varlıklara sahip olup olmadığını gösterir. 1.5 ila 2.0 aralığındaki bir oran genellikle ideal kabul edilir, zira bu, her 1 TL kısa vadeli borç için işletmenin 1.5 TL ile 2.0 TL arasında dönen varlığa sahip olduğu anlamına gelir. Eğer net işletme sermayesi negatifse (yani Cari Oran 1.0’ın altına düşmüşse), işletme kısa vadeli borçlarını ödemekte zorlanabilir. Bu durum, potansiyel bir likidite krizinin öz sermaye üzerinde baskı yaratacağının ve borçlanma kapasitesinin aşıldığının kesin bir işaretidir.

#### 2. Nakit Oranı (Cash Ratio / Disponibilite Oranı)

Nakit Oranı, acil ödeme gücünü ve nakit tamponunu ölçer. İdeal nokta, sermayeyi atıl bırakmadan, acil durumlar için yeterli nakit tamponunun bulunduğu seviyedir (analiz edilen referanslarda yaklaşık 0.20).

Nakit oranının yönetimi, güvenlik ve verimlilik arasında hassas bir denge gerektirir. Nakit oranının kritik seviyede düşük olması (örneğin, 0.07), acil bir operasyonel kriz durumunda ödeme gücünün yokluğunu gösterir ve risk yönetimi açısından hızla nakit artırılmasını gerektirir. Öte yandan, nakit oranının aşırı yüksek olması (örneğin, 0.39), borçlar azalırken nakdin en yüksek seviyeye çıkmasıyla sermaye verimsizliğine işaret eder. Enflasyonist ortamda atıl kalan bu nakit değer kaybedecektir ve bu fazlalığın, faiz geliri getirecek kısa vadeli menkul kıymetlere yönlendirilmesi önerilir.

V. Öz Sermayeye Dokunmadan Hareket Etme Limiti: Borç Kapasitesinin Hesaplanması

A. Kaldıraç Sınırı: SPK Öz Kaynak Koruma Eşiği Referansı

Stratejik borçlanmanın kritik noktası, işletmenin öz sermayesine dokunmadan kullanılabilecek maksimum borç limitini belirlemektir. Bu limit, borcun, işletmenin finansal kaldıraç oranını, finansal regülatörlerin en riskli kabul ettiği piyasa koşullarında dahi korunması gereken asgari öz kaynak oranının altına düşürmeyecek şekilde belirlenmesidir.

Bu üst sınırı belirlemek için, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından kaldıraçlı (marjin) işlemlerde zorunlu tutulan asgari öz kaynak bulundurma oranı referans alınır. SPK mevzuatında, başlangıçta %50 olarak belirlenen öz kaynak oranının , devamında asgari olarak %35 oranında öz kaynak bulundurulması zorunlu tutulmuştur. Bu %35’lik eşik, regülasyonların kabul ettiği minimum güvenlik marjını temsil eder.

#### 1. Borç Kapasitesi Türetimi

Bu referans eşiğe göre, öz sermayenin korunduğunu kabul eden bir işletme, varlıklarının en az %35’ini öz kaynaklarla finanse etmelidir. Bu durumda, varlıkların maksimum %65’i borçla finanse edilebilir.

Maksimum Borç/Öz Kaynak (Kaldıraç) Oranı şu şekilde hesaplanır:

Bu 1.85:1 oranı, finansal kaldıraç kullanımının yüksek seviyede olduğu, ancak regülatörlerin kabul ettiği minimum güvenlik marjını koruduğu üst sınırı temsil eder. Bu oranın üzerinde bir borçlanma seviyesi, öz sermayeye yönelik sistematik riskin kabul edildiği ve finansal kontrol kaybı potansiyelinin arttığı anlamına gelmektedir.

Tablo 2: Öz Sermaye Koruma Referansları ve Maksimum Borç Kapasitesi

Öz Sermaye Koruma ve Finansal Limitler

Cari Oran (Likidite Ölçümü)

  • Amacı: Kısa vadeli borç ödeme kabiliyeti

  • İdeal Aralık: 1.5 – 2.0

  • Koruma Etkisi: Operasyonel likiditeyi güvence altına alır

Nakit Oranı (Acil Durum Tamponu)

  • Amacı: Acil nakit ihtiyacını karşılama

  • İdeal Seviye: Yaklaşık 0.20

  • Koruma Etkisi: Finansal krizlerde ödeme gücünü korur

Borç/Öz Kaynak Oranı (Kaldıraç Sınırı)

  • Amacı: Varlıkların borçla finanse edilme oranı

  • Genel Referans: 1.0 (sektöre göre değişir)

  • Maksimum Güvenlik Limiti: 1.85:1 (%65 Borç / %35 Öz Kaynak)

  • Koruma Etkisi: Öz sermayeyi sistematik riske atmamak

B. Kaldıraç ve Risk Yönetimi Stratejileri

Kaldıraç kullanımı, daha küçük bir sermaye ile büyük yatırımlar yapma olanağı sağlasa da, beraberinde yüksek risk taşır. Bu riski yönetmek için kurumsal finansmanda iki temel yaklaşım esastır:

1. Marjin ve Teminat Kavramı: Kaldıraçlı işlemlerde borç almak için gereken minimum teminat (Marjin), ticari borçlanmada da bir güvenlik yastığı olarak ele alınmalıdır. Borçlanma, işletmenin mevcut varlıkları (teminat) üzerindeki yükü, borçlanma sözleşmesinde belirlenen asgari değerin altına düşürmeyecek şekilde sınırlandırılmalıdır.
2. Stres Testi ve Risk Modelleme: Yüksek kaldıraç seviyelerinde, işletmelerin faiz oranı şoklarına, beklenen kâr marjı düşüşlerine veya nakit akışı aksaklıklarına karşı ne kadar dayanıklı olduğu modellemelerle test edilmelidir. Bu stres testi, işletmenin ekonomik yavaşlama senaryolarında dahi borç ödeme yükümlülüklerini yerine getirip getiremeyeceğini garantilemek için zorunludur. Borç/Öz Kaynak oranının 1.85:1 seviyesine yaklaştığı durumlarda, periyodik stres testlerinin sıklığı artırılmalıdır.

VI. Sonuç ve Eyleme Dönük Stratejik Tavsiyeler

A. Optimal Kredi Kullanımı Karar Ağacı

Bir işletmenin veya stratejik yatırımcının kredi kullanma kararı, rastgele bir ihtiyaçtan ziyade, aşağıdaki analitik karar ağacına uygun olmalıdır:

1. Gereklilik Analizi: Kredi çekme kararı, düşük borçlanma maliyeti (özellikle negatif reel faiz ortamında) avantajını yakalamak veya öz kaynaklarla finanse edilemeyecek, yüksek katma değerli bir büyüme projesini finanse etmek gibi güçlü, stratejik bir gerekçeye dayanmalıdır.
2. Kârlılık Kriteri: Borçlanma yoluyla finanse edilen yatırımın beklenen getirisi, borçlanma maliyetini ve beklenen finansal riskleri mutlaka absorbe edebilecek düzeyde olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, kârlılık borçlanma kararını etkileyen en önemli değişkendir.
3. Vade ve Geri Ödeme Uyumu: Kredi vadesi, finanse edilen yatırımın nakit akışı yaratma döngüsüyle ve işletmenin genel tahsilat döngüsüyle uyumlu olmalıdır. Dönemsel nakit akışı olan işletmeler, 3 ayda bir ödemeli gibi esnek geri ödeme modellerini kullanarak likidite risklerini yönetebilirler.

B. Öz Sermayeyi Koruma Stratejileri için Nihai Çerçeve

Öz sermayenin güvence altına alınması, borçlanma stratejisinin temelini oluşturmalıdır. Aşağıdaki eyleme dönük tavsiyeler, öz sermayeyi koruma limitleri dahilinde kalmayı sağlamak için kritik öneme sahiptir:

1. Kaldıraç Oranını Makul Seviyede Tutma: Şirket, agresif büyüme hedefi olmadıkça veya sektör ortalaması çok yüksek olmadıkça, Borç/Öz Kaynak oranını 1.0 veya sektör ortalamasının belirgin şekilde altında tutarak finansal güvenceyi pekiştirmelidir.
2. Maksimum 1.85:1 Eşiğini Aşmama: Kritik büyüme dönemlerinde dahi, öz sermayenin sistematik olarak tehlikeye atılmaması için finansal kaldıraç oranı (Borç/Öz Kaynak) 1.85:1 referans sınırında tutulmalıdır. Bu, SPK mevzuatının belirlediği minimum öz kaynak koruma oranından türetilmiş operasyonel bir üst sınırdır.
3. Likiditeyi Operasyonel Öncelik Yapma: Kredi fonlarının tahsisi sırasında, kısa vadeli operasyonel borçları karşılayacak likidite tamponlarının (Cari Oran \geq 1.5) korunmasına odaklanılmalıdır. Nakit Oranının kritik seviyelerde (<0.10) olmasını önlemek, acil kriz durumlarında ödeme gücünü garanti eder.
4. Sermaye Verimliliğini Maksimize Etme: Fazla nakit bulundurarak sermayeyi atıl bırakmaktan kaçınılmalıdır (Nakit Oranının çok yüksek olması durumunda sermaye verimsizliği oluşur). Öz sermayenin reel değerini enflasyona karşı korumak için, likidite fazlasının faiz getiren kısa vadeli menkul kıymetlere yönlendirilmesi yoluyla verimlilik artırılmalıdır.
5. Periyodik Stres Testi Uygulama: İşletmenin mali tabloları, faiz oranlarında beklenen artışlar veya satış gelirlerinde beklenen düşüşler karşısında borç ödeme yükümlülüklerini nasıl yerine getireceğini gösteren stres testlerine tabi tutulmalıdır. Bu, kaldıraç kararının sürdürülebilirliğini ve öz sermayenin uzun vadeli korumasını garanti altına alan en ileri düzey risk yönetim aracıdır.

Alıntılanan çalışmalar

1. Finansal Kaldıraç Özeti – Escuela PCE, https://escuelapce.com/tr/finansal-kald%C4%B1ra%C3%A7-%C3%B6zeti/ 2. Finans Sektöründe Kaldıraç (Leverage) Nedir? – Kariyer.net, https://www.kariyer.net/sozluk/finans-ekonomi/kaldirac-leverage 3. Kredi Kaç Günde Çıkar? – Hangikredi.com, https://www.hangikredi.com/bilgi-merkezi/kredi-kac-gunde-cikar/ 4. Konut Kredisi | Konut / Gayrimenkul | Krediler | Bireysel – Ziraat Bankası, https://www.ziraatbank.com.tr/tr/bireysel/krediler/konut-gayrimenkul/konut-kredisi 5. Esnek Geri Ödeme Modeli | Krediler – Yapı Kredi, https://www.yapikredi.com.tr/bireysel-bankacilik/krediler/esnek-geri-odeme-modeli 6. BASIN DUYURUSU – BDDK, https://www.bddk.org.tr/Duyuru/EkGetir/2101?ekId=866 7. Negatif Reel Faizle Tasarruf Artmaz – Mahfi Eğilmez, https://www.mahfiegilmez.com/2022/02/negatif-faizle-tasarruf-artmaz.html 8. 53 Öz Sermaye yapısı borç-öz kaynak ilişkisini ifade etmektedir. Bu ilişki işletmenin borç alabilme potansiyeli hakkın – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/611139 9. KOBİ Tanımı Güncellendi: Daha Fazla İşletme Kamu Desteklerinden Yararlanabilecek – KOSGEB T.C. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, https://www.kosgeb.gov.tr/site/tr/genel/detay/9276/kobi-tanimi-guncellendi-daha-fazla-isletme-kamu-desteklerinden-yararlanabilecek 10. Bankalara Sunulan Mali Tablolar ve Oran Analizleri – MuhasebeTR, https://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/harunacikgoz/023/ 11. YÖNETİCİLER İÇİN FİNANS, https://www.dicle.edu.tr/Contents/pages/Files/05e3eeed-6dc6-4a99-99ef-6d49c8347cf1/101c8984d9f14ea6b757c79f1eb62c11_Slaytlar.pdf 12. Özkaynak Koruma Oranı – İstanbul – Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, https://tspb.org.tr/yatirimcisozlugu/ozkaynak-koruma-orani/ 13. Özkaynak koruma oranı güncellemesi – ICBC Yatırım, https://www.icbcyatirim.com.tr/tr/duyurular/detay/SPK-Karari/41/5347/0 14. Kaldıraç Nedir? Kaldıraçlı İşlem Örnekleri – ÜNLÜ Menkul Değerler, https://www.unlumenkul.com/blog/kaldirac-nedir/

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.