19 Nis Türkiye’de Maden Hukukunun Tarihsel Seyri: Sürdürülebilir Madencilik İçin Ruhsat Güvencesi Şart mı?
Türkiye’de Maden Hukukunun Tarihsel Seyri: Sürdürülebilir Madencilik İçin Ruhsat Güvencesi Şart mı?
Türkiye’nin madencilik sektörü, yaklaşık 170 yıllık bir hukuksal evrimin ve kurumsallaşma çabasının ürünüdür. Yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılması süreci, mülkiyet rejimleri, devletin tasarruf yetkisi ve yatırımcının haklarının korunması arasındaki hassas dengeler üzerine inşa edilmiştir. Sürdürülebilir madencilik kavramı, günümüzde sıklıkla çevresel rehabilitasyon, sosyal sorumluluk ve ekonomik kâr döngüsü üzerinden tanımlansa da, bu yapının sarsılmaz temelini “ruhsat güvencesi” teşkil etmektedir. Ruhsat güvencesi, sadece bir izin belgesinin varlığı değil; bu belgenin idari ve hukuki süreçler karşısında öngörülebilir bir koruma kalkanı sağlaması, mülkiyet benzeri bir ayni hak niteliği taşıması ve yatırımcının on yıllara yayılan sermaye yoğun faaliyetlerini hukuki bir istikrar zeminine oturtmasıdır. Osmanlı’dan bugüne uzanan maden hukuku kronolojisi incelendiğinde, her yeni düzenlemenin bir önceki dönemin eksiklerini kapatma iddiasıyla ortaya çıktığı, ancak ruhsat güvencesi ve bürokratik engellerin sektörün yapısal bir sorunu olarak varlığını koruduğu görülmektedir.
Osmanlı Dönemi ve Madenciliğin İlk Hukuki Mimari Yapısı (1858-1910)
Osmanlı İmparatorluğu’nda modern maden hukukunun temelleri, Tanzimat sonrası dönemde Batılılaşma hareketlerinin bir parçası olarak atılmıştır. Bu dönemdeki en radikal değişim, madenlerin üzerinde bulundukları arazinin mülkiyetinden bağımsız bir hukuki statüye kavuşturulmasıdır.
1858 Arazi Kanunnamesi: Devletin Tasarruf Yetkisi ve Mülkiyet Ayrımı
Türk maden hukukunun kökleri 1858 tarihli Arazi Kanunnamesi’ne dayanmaktadır. Bu kanunname ile madenler, “devletin hüküm ve tasarrufu altında” kabul edilerek mülkiyet hukukunda devrim niteliğinde bir adım atılmıştır. Kanunnamenin 107. maddesi uyarınca, mîrî (devlet) arazilerde bulunan madenler doğrudan beytü’l-mâl’e (devlet hazinesine) ait sayılmış, arazi sahiplerinin yer altındaki bu kaynaklar üzerinde tasarruf yetkisi olmadığı kesinleştirilmiştir. 1858 düzenlemesi, toprakları mülk, mîrî, vakıf, mevât ve metrûk olarak sınıflara ayırmıştır. Mîrî arazinin rakabesi (çıplak mülkiyeti) devlete ait olup, kullanımı belli bir bedel karşılığında kişilere bırakılmıştır. Madenlerin arazi mülkiyetinden ayrılması, madenciliğin kamu yararı odaklı bir izin (imtiyaz) sistemine geçmesini sağlamıştır. Bu ayrışma, madencilik yatırımcısının sadece toprak sahibiyle değil, doğrudan devletle muhatap olmasının önünü açmıştır.
Maadin Nizamnameleri: Fransız Etkisi ve İmtiyaz Sisteminin Olgunlaşması
Arazi Kanunnamesi’nin ardından, madenciliğin teknik ve idari süreçlerini düzenlemek üzere
1861, 1869, 1887 ve 1906 yıllarında bir dizi nizamname yayımlanmıştır. Bu nizamnameler, Osmanlı madenciliğini uluslararası standartlara yaklaştırmayı amaçlamıştır.
|
Nizamname |
Temel Özellikler ve Getirilen Yenilikler |
Yabancı Sermaye ve Hak Statüsü |
|
1861 Maadin Nizamnamesi |
Fransız 1810 Maden Kanunu’ndan esinlenmiştir. Madenleri metalik madenler ve taş benzeri maddeler olarak ikiye ayırmıştır. |
Yabancıların ilk kez maden ihalelerine hissedar olarak katılmasına izin vermiştir. |
|
1869 Maadin Nizamnamesi |
İmtiyaz sürelerini 99 yıla çıkarmış, madenleri üç gruba ayırmıştır. |
İş sağlığı ve güvenliği kapsamında ilk kez doktor ve eczane zorunluluğu getirilmiştir. |
|
1887 Maadin Nizamnamesi |
“Mucitlik hakkı” ile maden bulanların ödüllendirilmesi sistemini getirmiştir. |
Ormanların korunması amacıyla ağaç kesimi için izin alma zorunluluğu başlamıştır. |
|
1906 Maadin Nizamnamesi |
En kapsamlı düzenlemedir. Arama ve işletme usullerini netleştirmiş, maden sınıflandırmasını modernize etmiştir. |
Cumhuriyet’in ilk yıllarında bile 1954 yılına kadar temel kanun olarak uygulanmıştır. |
1861 Nizamnamesi ile başlayan süreçte, madencilik faaliyetleri “emanet”, “iltizam” ve “ihale” yöntemleri ile yürütülmüştür. 1869 ve 1887 nizamnameleri ile vergi yükümlülükleri (Resm-i Mukarrer) ve üretim sürekliliği (hayvan ve ekipman haciz yasağı) gibi unsurlar düzenlenerek yatırımcı korunmaya çalışılmıştır. Ancak bu dönemdeki “imtiyaz” sistemi, devlet kontrolünü sınırlı tutarken, çevre ve sürdürülebilirlik kavramlarını henüz birer maliyet veya yükümlülük olarak tanımlamamıştır.
Cumhuriyet’in İlk Yılları ve Devletçi Maden Politikası (1923-1935)
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte madencilik, milli bir kalkınma hamlesi olarak görülmüştür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1920’li yıllardan itibaren TBMM’deki açılış konuşmalarında, yer altı kaynaklarının fenni (bilimsel) yöntemlerle ve bir plan dahilinde işletilmesi gerektiğini savunmuştur.
Kurumsallaşma ve Maden Tetkik Arama (MTA)
1930’lu yıllarda “devlet eliyle planlı ilerleme” modeli benimsenmiştir. Atatürk’ün 1929’da vurguladığı “eski usullerin ıslahı” vizyonu, 1935 yılında meyvesini vermiştir. 2804 sayılı kanunla kurulan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA), ülkenin maden envanterini bilimsel yöntemlerle çıkarmaya başlamıştır. Eş zamanlı olarak kurulan Etibank, devlet adına maden işletmeciliğini üstlenen ana aktör haline gelmiştir.
Bu dönemde öncelik, dışa bağımlılığı azaltmak ve milli kaynakları korumaktır. Bilimsel arama faaliyetlerinin başlaması madencilik için büyük bir avantaj sağlamış olsa da, özel sektörün katılımı kısıtlı kalmış ve bürokratik yapı devlet merkezli olarak ağırlaşmıştır. Sürdürülebilirlik
kavramı o dönemde sadece “kaynağın korunması” ve “üretimin devamlılığı” olarak algılanmıştır.
6309 Sayılı Maden Kanunu: Ruhsat Güvencesinin Altın Dönemi (1954-1985)
11 Mart 1954’te yürürlüğe giren 6309 sayılı Maden Kanunu, Osmanlı nizamnamelerinin getirdiği karmaşayı sonlandırmış ve modern maden hukukunun en dengeli örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Bu kanun, özellikle “ruhsat güvencesi” açısından günümüze kıyasla çok daha güçlü bir koruma sağlamıştır.
Ayni Hak Statüsü ve Hukuki İstikrar
6309 sayılı Kanun kapsamında maden hakları, Türk Medeni Kanunu anlamında mülkiyet benzeri bir “ayni hak” olarak kabul edilmiştir. Yargıtay’ın 1966 tarihli içtihatları, maden işletme ruhsatlarını bir mutlak hak olarak nitelemiş ve idarenin keyfi kararlarına karşı yargısal bir zırh oluşturmuştur.
- Süreklilik: Ruhsat bir kez alındıktan sonra, mevzuatın öngördüğü yükümlülükler yerine getirildiği sürece sürekli bir yenileme bürokrasisi gerektirmemiştir.
- Finansman Güvencesi: Ayni hak niteliği sayesinde madenler, bankalar nezdinde rehnedilebilir ve uzun vadeli yatırım kredileri için teminat gösterilebilir hale gelmiştir.
- Kamu Yararı Kararı: İşletme ruhsatı alındığında bu alanlar için otomatikman “kamu yararı” kararı verilmiş sayılmış, bu da mülkiyet sorunlarının kamulaştırma yoluyla hızla çözülmesini sağlamıştır.
Teknik Denetim ve Nezaretçi Sistemi
Bu dönemde madencilik faaliyetlerinin fenni esaslara uygunluğu, “teknik nezaretçi” (maden mühendisi) atama zorunluluğu ile güvence altına alınmıştır. Teknik nezaretçi, işletmenin can ve mal güvenliği ile projeye uygunluğundan doğrudan sorumlu tutulmuş, bu da madenciliğin sadece ekonomik değil, teknik bir disiplin içinde yürütülmesini sağlamıştır. 6309 dönemi, yatırımcının “yarın ruhsatım iptal edilir mi?” endişesi taşımadan, on yıllara sapan işletme projeleri ve (o günün şartlarıyla) rehabilitasyon planları yapabildiği en istikrarlı dönemdir.
3213 Sayılı Maden Kanunu ve Liberalleşme Sancıları (1985-Günümüz)
1980 sonrası dönemdeki serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci, madencilik mevzuatına da yansımıştır. 15 Haziran 1985’te yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu, 6309 sayılı kanunu ilga ederek sektörü daha dinamik ve hızlı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemiştir.
Beyan Esası ve Sadeleşme
3213 sayılı Kanun, 160 maddeden oluşan selefine kıyasla sadece 50 maddeden oluşarak büyük bir sadeleşme getirmiştir. Bu durum, bürokrasiyi azaltmayı ve “vatandaşın beyanına güven” ilkesini (beyan esası) yerleştirmeyi amaçlamıştır. Kanunla birlikte madenler beş ana gruba (I-V) ayrılmış, arama ve işletme süreçleri bu grupların özelliklerine göre özelleştirilmiştir.
|
Maden Grubu |
Tanım ve Kapsam |
Ruhsatlandırma Usulü |
|
I. Grup |
İnşaat, yol yapımı ve hammadde amaçlı kum, çakıl, tuğla-kiremit kili. |
İl özel idareleri tarafından ihale edilir; alanlar 10 hektarı geçemez. |
|
II. Grup |
Mermer, dekoratif taşlar (b bendi) ve sanayi hammaddeleri (a bendi). |
(b) bendi ihale ile verilebilir; (a) bendi müracaat veya ihale usulüyle yönetilir. |
|
III. Grup |
Deniz, göl ve kaynak sularından elde edilen tuzlar ve karbondioksit gazı. |
Arama ruhsatı ve işletme izni süreçlerine tabidir. |
|
IV. Grup |
Metalik madenler, kömür, linyit, nadir toprak elementleri ve radyoaktif mineraller. |
En kapsamlı arama (ön, genel, detay) dönemlerini içerir; süresi 60 yıla kadar uzayabilir. |
|
V. Grup |
Değerli ve yarı değerli taşlar (Zümrüt, Elmas, Zultanit vb.). |
Arama sertifikası ile aranır; 1.000 hektarı geçmeyecek alanlarda verilir. |
3213 sayılı Kanun, özel sektörü teşvik etmiş, üretim ve ihracat rekorlarının kırılmasını sağlamıştır. Ancak bu hız, beraberinde düzenleme boşluklarını ve ruhsat güvencesinin zayıflamasını getirmiştir. 1966’daki ayni hak yaklaşımı, 2007 yılında Yargıtay’ın maden hakkını “kişisel bir hak” seviyesine indiren kararıyla sarsılmıştır. Bu durum, yatırımcıyı üçüncü kişilerin müdahalelerine ve idari iptallere karşı daha korumasız bırakmıştır.
Torba Kanunlar ve Anayasa Mahkemesi Denetimi
2000’li yıllardan itibaren 3213 sayılı Kanun üzerinde 5177 (2004), 5995 (2010) ve 6592 (2015) sayılı kanunlarla köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerin temel odak noktası, madenciliğin çevre ve diğer stratejik alanlarla (orman, tarım, su havzaları) olan çelişkilerini yönetmektir. Ancak bu süreçte ortaya çıkan “torba kanun” kültürü, mevzuatın öngörülebilirliğini azaltmıştır.
Anayasa Mahkemesi (AYM), özellikle orman ve sit alanlarında madencilik faaliyetlerine “sınırsız” izin verilmesini öngören maddeleri, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin bypass edilmesini ve idari yaptırımların belirsizliğini gerekçe göstererek defalarca iptal etmiştir. 2021 ve 2025 yıllarındaki iptal kararları, madencilik faaliyetlerinin üretim miktarı bazlı idari para cezalarıyla (üretimin %30’undan az olması hali gibi) cezalandırılmasının mülkiyet hakkına aykırı olduğunu tescillemiştir.
Sürdürülebilirlik Kavramı ve Maden Hukukunda Yeni Paradigma
1. yüzyılda madencilik, artık sadece yerin altından cevher çıkarma faaliyeti değil; ekonomik, sosyal ve çevresel dengenin (ESG – Environmental, Social, and Governance) kurulduğu bir süreçtir. Türkiye’de sürdürülebilirlik, son dönem yasal düzenlemeleriyle bir “zorunluluk” haline getirilmeye çalışılmaktadır.
Ruhsat Güvencesi: Sürdürülebilirliğin Ön Koşulu
Sürdürülebilir madenciliğin en temel şartı, yatırımcıya uzun vadeli bir ufuk sunmaktır. Orta veya büyük ölçekli bir maden projesinin arama ve geliştirme aşaması 10 yılı bulabilmektedir. On milyarlarca dolarlık çevresel rehabilitasyon ve sosyal sorumluluk yatırımı, ancak 30-50 yıllık bir ruhsat güvencesi altında rasyonel hale gelir. Ruhsatın her an iptal edilebileceği endişesi, işletmeciyi “vur-kaç” madenciliğine itmekte, bu da çevresel felaketlere ve sosyal çatışmalara zemin hazırlamaktadır.
Uluslararası Standartlar ve UMREK
Türkiye, maden kaynak ve rezervlerinin uluslararası standartlarda raporlanması için 2018 yılından itibaren UMREK (Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu) sistemini zorunlu kılmıştır. CRIRSCO standartlarıyla uyumlu olan bu yapı, maden ruhsatlarının finans sektöründe bir “teminat” olarak kabul edilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Ancak bir ruhsatın ekonomik değer taşıması için, sadece rezervinin doğruluğu yetmez; o ruhsatın hukuki olarak “bozulamaz” nitelikte olması gerekir.
Sosyal İşletme İzni ve Toplumsal Kabul
Sürdürülebilirliğin bir diğer boyutu, yerel halkın rızasıdır. Günümüzde madencilik projeleri, sadece devletten alınan ruhsatla değil, aynı zamanda toplumdan alınan “sosyal işletme izni” ile yürütülmektedir. İzin süreçlerinin (ÇED, orman vb.) sürekli dava konusu olması ve yargı kararlarıyla iptal edilmesi, hem yatırımcıyı hem de yerel halkı belirsizliğe sürüklemektedir.
Gelişmiş madencilik ülkelerinde, bir kurumun verdiği izin diğer kurum tarafından engellenemezken, Türkiye’de kurumlar arası yetki karmaşası en büyük sürdürülebilirlik engelidir.
7554 Sayılı Kanun ve Zeytinlik Çıkmazı (2025-2026 Analizi)
24 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren 7554 sayılı Kanun, Türkiye maden hukukundaki güncel ve en tartışmalı halkadır. Bu kanunla, madencilik faaliyetlerinin zeytinlik alanlarla olan tarihsel çatışmasına “rehabilitasyon odaklı” bir çözüm getirilmesi amaçlanmıştır.
Geçici 45. Madde: Şartlı İzin ve Taşıma Yükümlülüğü
Kanuna eklenen Geçici 45. maddeye göre, zeytinlik alanlarda madencilik yapılabilmesi için şu şartlar getirilmiştir:
- İkame Edilemezlik: Faaliyetin başka bir alanda yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığının ispatı gerekmektedir.
- Kamu Yararı ve Bakanlık Onayı: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın izni ve kamu yararı kararı şarttır.
- Ağaçların Taşınması ve İkamesi: Zeytin ağaçlarının uygun bir alana taşınması; taşınmanın mümkün olmadığı durumlarda ise faaliyet alanı büyüklüğünde bir sahaya mevcut ağaç sayısının en az iki katı kadar yeni fidan dikilmesi zorunludur.
- Rehabilitasyon Bedeli: İşletmeciden her yıl işletme ruhsat bedeli kadar “rehabilitasyon bedeli” tahsil edilir. Bu bedeller vadeli hesaplarda nemalandırılarak sadece sahanın doğaya geri kazandırılması için kullanılır; haczedilemez ve rehnedilemez.
Hukuki İtirazlar ve Yargı Süreci
7554 sayılı Kanun, özellikle Muğla ve Milas bölgelerindeki linyit madenleri için “adrese teslim” bir düzenleme olduğu iddiasıyla yargıya taşınmıştır. Danıştay 8. Dairesi ve 6. Dairesi nezdinde açılan iptal davalarında, Zeytin Kanunu’nun korumacı yapısının torba kanunla delindiği savunulmaktadır. 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla, bu bölgelerdeki acele kamulaştırma kararları ve uygulama esaslarına karşı yürütmeyi durdurma talepleri devam etmektedir. Bu durum, madencilik sektöründeki “yasal zemin var ama hukuki güvence yok” ironisinin en somut örneğidir.
Analiz: Ruhsat Güvencesi ve Bürokrasi Sarmalı
Türkiye’de maden hukukunun tarihsel seyri incelendiğinde, temel sorunun kanun maddelerinin sayısından ziyade, maden ruhsatının “icra kabiliyeti” olduğu görülmektedir.
Ruhsat vs. İşletme İzni Ayrımı
Mevcut mevzuatta “işletme ruhsatı” sahibi olmak, sahada kazma vurmak anlamına gelmemektedir. İşletme ruhsatı, sadece o sahadaki maden hakkının size ait olduğunu gösterir. Üretime başlayabilmek için ayrıca “işletme izni” alınması gerekir.
|
Belge Türü |
Tanım ve İşlev |
Gereklilikler |
|
İşletme Ruhsatı |
Madenin mülkiyet benzeri hakkını tesis eder; süreyi ve alanı belirler. |
İşletme projesi onayı ve mali yeterlilik. |
|
İşletme İzni |
Madenin fiilen üretilmesine ve satılmasına izin verir. |
ÇED Kararı, Orman İzni, Mülkiyet İzni, GSM Ruhsatı vb.. |
Madencilik faaliyetleri, işletme ruhsat sahası içinde olsa dahi, ancak ÇED alanı ve diğer kurum izinlerinin (tarım, mera, sit, askeri yasak bölge vb.) kesişim kümesinde gerçekleştirilebilir. Bu durum, bir yatırımcının ruhsatı olsa dahi, izin süreçlerinin herhangi bir aşamasında takılmasına ve milyarlarca dolarlık yatırımın atıl kalmasına neden olmaktadır. Ruhsat güvencesi, bu izinlerin bir bütünlük içinde ve öngörülebilir bir takvimle verilmesini gerektirir.
İdari Yaptırımlar ve Kazanılmış Haklar
Son yıllarda yapılan mevzuat değişiklikleri, ruhsat sahiplerini ağır idari para cezaları ve ruhsat iptalleri ile karşı karşıya bırakmıştır. Teminat sisteminin kaldırılarak yerine doğrudan ruhsat bedeli ve idari cezaların getirilmesi, hata payını minimize etmiştir. Ancak AYM’nin de vurguladığı üzere, bu cezaların “ölçülülük” ilkesine aykırı olması, yatırımcı güvenini zedelemektedir.
Kazanılmış hakların korunması prensibi, 6309 sayılı kanun dönemindeki gücünü kaybetmiştir.
Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Politika Önerileri
Türkiye’nin 170 yıllık maden hukuku birikimi, sürdürülebilir kalkınma için “istikrar” ve “denetim” arasında yeni bir sözleşmeye ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.
- Ayni Hak Statüsünün Yeniden Tesisi: Maden ruhsatları, idari bir “izin” olmaktan çıkarılıp, mülkiyet hakkına en yakın “ayni hak” statüsüne yasal ve yargısal olarak geri
döndürülmelidir. Bu, finansman maliyetlerini düşürecek ve uzun vadeli planlamayı teşvik edecektir.
- Tek Durak Ofis (Kurumlar Arası Eşgüdüm): Maden ruhsatı verildiğinde, ilgili tüm kurumların (Orman, Çevre, Tarım) görüşleri önceden alınmış veya ruhsatla birlikte “tek paket” halinde sunuluyor olmalıdır. İzinlerin ruhsat sonrası yıllara yayılan belirsizliği sonlandırılmalıdır.
- Hukuki Öngörülebilirlik: Sektörü düzenleyen temel kurallar “torba kanunlar” ile sürekli değiştirilmemelidir. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın iptal gerekçeleri ışığında, çevresel hassasiyetlerle ruhsat güvenliğini dengeleyen, en az 25-30 yıl değişmeyecek temel bir “Maden Çerçeve Kanunu” hazırlanmalıdır.
- Rehabilitasyon Fonunun Etkinliği: 7554 sayılı kanunla getirilen rehabilitasyon bedeli sistemi, tüm maden grupları için şeffaf bir şekilde uygulanmalı ve sahaların kapatılma süreçleri bağımsız teknik heyetlerce denetlenmelidir.
- Yerel Sosyal Diyalog: Madencilik projelerinde toplumsal destek, sadece bir prosedür değil; projenin ayrılmaz bir parçası olarak kurgulanmalıdır. UMREK standartlarına sosyal ve çevresel raporlama kalemleri daha güçlü eklemlenmelidir.
Sonuç
Türkiye’nin maden hukuku tarihi, beytü’l-mâl anlayışından modern ruhsat yönetimine uzanan zorlu bir yolculuktur. 1858’de madenlerin araziden ayrılmasıyla başlayan bu süreç, 1954’te 6309 sayılı kanunla en istikrarlı dönemini yaşamış, günümüzde ise 3213 sayılı kanun ve eklemeleriyle karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Tarihsel perspektif açıkça göstermektedir ki: Ruhsat güvencesi olmayan bir sistemde, ne çevre korunabilir ne de ekonomik kalkınma sürdürülebilir kılınabilir. Yatırımcıya “bu ruhsat benimdir ve şartlara uyduğum sürece devletin güvencesi altındadır” dedirtemeyen bir mevzuat, Türkiye’nin zengin yer altı kaynaklarını birer “ölü sermaye” olarak bırakmaya mahkumdur. Sürdürülebilirlik; sadece ağaç dikmek değil, o ağacı dikecek iradeye ve sermayeye 40 yıllık bir hukuksal güvence vermektir. Türkiye, madencilikte küresel bir aktör olmak istiyorsa, 170 yıllık dersleri birleştirip ruhsat istikrarını merkeze alan modern bir reformu gerçekleştirmelidir.
Alıntılanan çalışmalar
1. Maden Hukukunda Ruhsat Güvencesi | Kayabaşı Hukuk Bürosu, https://sadikayabasi.av.tr/blog/oku/maden-hukukunda-ruhsat-guvencesi-3151 2. Maden Ruhsatlarının Güvenilirliği Ruhsat Güvencesi, https://www.mtopaloglu.av.tr/img/makaleler/maden-ruhsatlarinin-guvenilirligi-ruhsat-guvencesi-tu rkiye-madenciler-dernegi-sektorden-haberler-bulteni-sayi-38-haziran-2011-sayfa-42-43.-34.pdf
3. Madencilik Politikaları Çalıştayı – Maden Mühendisleri Odası, https://api2.maden.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/554d8be0af_985154269_ek.pdf 4. MADEN MEVZUATININ VE MADENCİLİK … – Mapeg,
https://www.mapeg.gov.tr/Uploads/Dergiler/Say%C4%B1-9%20Maden%20Mevzuat%C4%B1n
%C4%B1n%20ve%20Madencilik%20Faaliyetlerinin%20Nizamnameler%20Kapsam%C4%B1nd a%20%C4%B0ncelenmesi.pdf 5. Osmanlı’dan Günümüze Maden Mevzuatı ve Bor Madenciliği Özelleştirme ve Bor Politikaları Üzerine Düşünceler, https://api2.maden.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/d61a580392a7038_ek.pdf 6. 1858 Arazi Kanunnamesi ve Uygulanması – isamveri.org,
https://isamveri.org/pdfdrg/D02894/2006_1/2006_1_KENANOGLUMM.pdf 7. 1858 Arazi Kanunamesi ve Sonrasındaki Hukukî Düzenlemeler – Açık Ders Malzemeleri, https://acikders.ankara.edu.tr/mod/resource/view.php?id=113079 8. TANZİMAT SONRASI – Devlet Arşivleri,
https://www.devletarsivleri.gov.tr/varliklar/dosyalar/eskisiteden/yayinlar/osmanli-arsivi-yayinlar/13 5_TANZ%C4%B0MAT_SONRASI_ARAZ%C4%B0_VE_TAPU_kpdf.pdf 9. Maden Hukuku – World Energy Council,
https://www.worldenergy.org.tr/wp-content/uploads/2018/09/MadenHukukuSunum.pdf 10. Osmanlı Devleti’nde Maden Hukukunun Tekâmülü … – DergiPark, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/114007 11. ATATÜRK DÖNEMİ’NDE MADEN VE ENERJİ ALANINDA KURULAN VE SONRAKİ DÖNEM TÜRKİYE SANAYİSİNE KATKI
SAĞLAYAN BİR İKTİS – DergiPark, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/829344 12. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK DÖNEMİ TÜRKİYE MADENCİLİĞİ* | Kasım 2021, Cilt XXXVII,
https://atamdergi.gov.tr/tam-metin/773/tur 13. Atatürk’ün TBMM 3. dönem 3. yasama yılı açılış konuşması (1 Kasım 1929) – Vikikaynak, https://tr.wikisource.org/wiki/Atat%C3%BCrk%27%C3%BCn_TBMM_3._d%C3%B6nem_3._yas ama_y%C4%B1l%C4%B1_a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F_konu%C5%9Fmas%C4%
B1_(1_Kas%C4%B1m_1929) 14. Atatürk’ün TBMM 5. dönem 1. yasama yılı açılış konuşması (1 Kasım 1935) – Vikikaynak, https://tr.wikisource.org/wiki/Atat%C3%BCrk%27%C3%BCn_TBMM_5._d%C3%B6nem_1._yas ama_y%C4%B1l%C4%B1_a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F_konu%C5%9Fmas%C4% B1_(1_Kas%C4%B1m_1935) 15. MADEN HAKKININ VERİLMESİ VE BU HAKKIN … – Hukuk
Fakültesi, https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2020/01/D.-Ozdamar-7.pdf 16. 5177 SAYILI MADEN KANUNU – Jeofizik Mühendisleri Odası, https://www.jeofizik.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/3f390d88e4c41f2_ek.pdf 17. maden kanunu – TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, https://www.jmo.org.tr/mevzuat/mevzuat_detay.php?kod=18 18. MADEN KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 6592 SAYILI KANUN İLE GETİRİLEN
YENİLİKLER (Ocak 2017) – Av. Hayri Özsoy,
https://www.hayriozsoy.com/maden-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-6592
-sayili-kanun-ile-getirilen-yenilikler-ocak-2017,2,40544 19. maden kanunu uygulama yönetmeliği
– Maden Mühendisleri Odası,
https://www.maden.org.tr/icerik/maden-kanunu-uygulama-yonetmeligi-12770 20. anayasa mahkemesi’nin maden yasası iptal gerekçesi – TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, https://www.cmo.org.tr/anayasa-mahkemesi-8217-nin-maden-yasasi-iptal-gerekcesi-173 21. “Yukarıda yer verilen maden mevzuatına göre madencilik faaliyetleri MAPEG tarafından verilen maden işletme ruhsatına gö, https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/DilekcePDF/2025-17-nrmd.pdf
- ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 2019/47 Karar Sayısı : 2021/16 Karar Tarihi, https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/2021-16-nrm.pdf
- MADEN POLİTİKALARI – T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe …, https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2025/08/Maden-Politikalari-OIK-Raporu_01082025.p df 24. Maden, Yenilenebilir Enerji ve Elektrik Mevzuatındaki Son … – Paksoy, https://paksoy.av.tr/2025/07/maden-yenilenebilir-enerji-ve-elektrik-mevzuatindaki-son-degisiklikl er/ 25. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7554 Sayılı Kanun”) Yayımlandı., https://www.tevetoglu.av.tr/tr/yayinlar/bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-7554-s ayili-kanun-yayimlandi-2025-07-30-100937 26. Zeytinlikler ve Madencilik Faaliyetleri İle İlgili 7554 sayılı Kanun Resmi Gazete’de Yayımlandı – Lebib Yalkın,
https://lebibyalkin.com.tr/haber/zeytinlikler-ve-madencilik-faaliyetleri-ile-ilgili-7554-sayili-kanun-re smi-gazetede-yayimlandi 27. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’a Sesleniyoruz! | Haberler > ÇEVRE, https://haberveinsan.com/anayasa-mahkemesi-ve-danistay-a-sesleniyoruz/6047/ 28.
Danıştay Zeytinlik Sahalarını Maden Faaliyetine Açan Yönetmeliği İptal Etti – İklim Haber, https://www.iklimhaber.org/danistay-zeytinlik-sahalarini-maden-faaliyetine-acan-yonetmeligi-iptal
-etti/ 29. Milas ve Yatağanlı üreticiler zeytinlikleri madenciliğe açan yasaya karşı Danıştay’a gitti, https://bianet.org/haber/milas-ve-yataganli-ureticiler-zeytinlikleri-madencilige-acan-yasaya-karsi- danistaya-gitti-310565 30. Maden ruhsatı sahibi ile maden işletme ruhsatı sahibinin farklı kişiler olması halinde ruhsatlandırmanın nasıl yap, https://webdosya.csb.gov.tr/db/yerelyonetimler/icerikler/maden–sletme-ruhsat-sah-b—le-f–l—sl etmec-n-n-farkli-olmasi-20250806093206.pdf
Sorry, the comment form is closed at this time.