01 May Yanlış Tevekkülün Psikolojisi
Yanlış Tevekkülün Psikolojisi
Sel Hikayesindeki Adamın Kişilik Anatomisi
(Bir Yazı Dizisi)
Kasabayı sel basar, herkes kaçar. Bir adam evinde kalır: “Allah beni kurtarır.”
Su yükselir, bir tekne gelir: “Gel!”
“Hayır, Allah beni kurtarır.”
Su daha da yükselir, ikinci tekne gelir: “Son şans!”
“Gerek yok, Allah kurtarır.”
Adam boğulur. Ahirette sorar: “Allah’ım, neden kurtarmadın?”
Cevap gelir: “İki tekne gönderdim, daha ne yapayım?”
Bölüm 1: Giriş – “Allah Beni Kurtarır” Cümlesinin Gizlediği Tehlike
Bu klasik kıssa, sadece bir sel felaketi öyküsü değildir. O, insan ruhunun en sinsi tuzaklarından birini gözler önüne serer: Tevekkülü yanlış anlama. Hikâyedeki adam, sular yükseldikçe evini terk etmez, gelen iki kurtarma teknesini “Allah beni kurtarır” diyerek reddeder ve sonunda boğulur. Öbür dünyada Allah’a sitem eder: “Sana güvendim, neden beni kurtarmadın?” İlahi cevap ise acımasızca nettir: “Sana iki tane kocaman tekne gönderdim!”
Bölüm 2: Başının Dikliği – Kendi Fikrini Mutlaklaştırma Hastalığı
Bu dizi, o adamın kişilik yapısını derinlemesine inceleyecek. Onu bir “karakter” olmaktan çıkarıp, çoğumuzun içinde gizli duran bir aynaya dönüştürecek. Çünkü o adamın hataları, sadece bir masal kahramanının değil, modern insanın da en büyük zaafıdır: Başının dikliği, davranış biçiminin hataları ve manevi körlük.
Her bölümde bir katmanı soyacağız. Hazır mısınız?
Adamın kişilik yapısının temel taşı, başının dikliğidir. Bu, sıradan bir inatçılık değil; zihnin demir gibi katılaşmasıdır.
Sular birinci kata çıktığında ilk tekne gelir. Cevap: “Hayır, Allah beni kurtarır.”
Sular ikinci kata ulaştığında ikinci tekne gelir. Yine aynı cümle.
Her yeni tehlike, onun için bir “tehdit” değil, kendi yorumunu doğrulama fırsatıdır. Psikolojide buna doğrulama yanlılığı (confirmation bias) denir. Kişi, sadece kendi ön kabulünü destekleyen verileri görür; çelişen her şeyi yok sayar.
Adamın dik başlılığı dini bir kılıf giymiştir. Tevekkülü, “elinden geleni yapıp Allah’a bırakmak” olmaktan çıkarıp, “hiçbir şey yapmadan mucize beklemek” hâline getirmiştir. Bu, en tehlikeli dik başlılıktır: Kendi fikrini Allah’ın iradesiyle özdeşleştirmek.
Başını dik tutmak, gururunu korumak için kullandığı kalkandır. Ama o kalkan, aynı zamanda gözlerini kapatan bir miğferdir. Bir sonraki bölümde bu kalkanın nasıl aktif hatalara dönüştüğünü göreceğiz.
Bölüm 3: Davranış Biçiminin Hataları – Aktif Reddetme ve Sorumluluktan Kaçış
Adamın davranışları pasif görünür ama aslında aktif olarak yanlıştır.
İlk hata: Yardımı bilinçli reddetmek. Teknelere “git” demek, basit bir tercih değildir; iradeyi tamamen dışa (Allah’a) atma çabasıdır. Gerçek tevekkül, iradeyi felç etmek değil, iradeyi Allah’ın emrine teslim etmektir. Oysa adam iradesini felç etmiş, sonra da “Neden kurtarmadın?” diye sitem etmiştir.
İkinci hata: Gerçekliği inkâr etmek. Sular yükseldikçe hâlâ “her şey yolunda” mesajı verir kendine. Bu klasik bir inkâr mekanizmasıdır. Tehlike algısı körelmiştir çünkü tehlike, onun “iman testi”ni bozacaktır.
Davranış biçimindeki en büyük sorun şudur: Adam, tevekkülü pasif bekleyişe çevirmiştir. Oysa tevekkül, gemiyi terk etmek değil; küreklere asılmak ve gerisini Allah’a bırakmaktır. Bu hatalı davranış biçimi, bir sonraki bölümde körlüğe dönüşür.
Bölüm 4: Körlüğü – Mucizeyi Görememe Hastalığı
Hikâyenin en vurucu yanı, adamın manevi körlüğüdür. Gözleri açık olduğu hâlde iki kocaman tekneyi görememiştir. Neden?
Çünkü körlüğü fiziksel değil, kavramsal ve duygusaldır.
Zihni “Allah’ın yardımı ancak gökten inen melek veya suların birden durması şeklinde olmalı” diye şartlanmıştır. Yardım, kendi hayal ettiği formda gelmezse “yardım değildir” der.
Bu, beklenti körlüğüdür. Kişi, mucizenin kendi senaryosuna uymasını bekler. Sıradan gibi görünen tekneleri “değersiz” bulur. Oysa ilahi cevap çok açıktır: “Sana iki tane kocaman tekne gönderdim!”
Körlük, kibirle beslenen dar görüşlülüktür. Adam, “Benim duamla özel bir mucize gelecek” diye düşünerek, Allah’ın gönderdiği en pratik yardımı reddetmiştir. Bu körlük, dik başlılığın ve hatalı davranışın doğal sonucudur.
Bölüm 5: Sonuç – Bu Kişilik Yapısından Çıkarılacak Dersler
Hikâyedeki adam, aslında hepimizin içinde gizli bir potansiyeli temsil eder. Hepimiz zaman zaman “Allah beni kurtarır” diyerek sorumluluktan kaçıyor, yardım tekliflerini gururumuz yüzünden reddediyor ve kendi yorumumuzu mutlaklaştırıp gerçeği göremiyoruz.
Gerçek tevekkül, gözleri açık, kulakları duyan ve iradesini kullanan tevekküldür.
Bu yazı dizisinin son mesajı nettir:
Allah yardım eder. Ama sen tekneleri reddedersen, sitem etmeye hakkın kalmaz.
Sel her an gelebilir.
Tekneler her an kapıda belirebilir.
Soru tek: Gözleriniz açık mı, yoksa sadece “Allah beni kurtarır” diye mırıldanarak mı boğulacaksınız?
3 Mayıs 2026
Emin Ökten
Sorry, the comment form is closed at this time.